Pazarlamanın Kimyası

Dünya Ekonomisinin Geleceği

30 Temmuz 2025

Pazarlama biliminde geleceği yönetmek ve şekillendirmek için ilk olarak stratejik akıl yürütmek gerekiyor. Bu açıdan da iş dünyasında pazarlama ve rekabet savaşlarında stratejiniz yanlışsa taktik doğrularla başarıya ulaşabilmeniz mümkün olmuyor. Piyasalarda geleceğin pazarlarını yönetmek ve kazanmak için stratejik düşünme ve stratejik öngörü esas unsurlar olarak önümüze çıkıyor. Unutmamamız gerekiyor ki; ekonomi yönetiminde matematik akıl, yarını önümüze alıp bugün yapabilme yeteneğidir. Şu hâlde; dünya ekonomisine yön veren şirketlerin her yıl piyasa değerlerine göre büyüklüklerinin yer aldığı listeye baktığımızda, bu yıl karşımıza bambaşka yeni bir ekonomi modeli geliyor. Buna göre; finansal piyasalardan alınan veri analizlerinin sunduğu anlamlı bilgi temelinde Bitcoin, geçtiğimiz mayıs ayında 2,03 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşarak altın, Microsoft, Apple ve Nvidia’nın ardından dünyanın en değerli beşinci varlığı oldu. Burada dikkat edilmesi gereken; dijital varlıkların küresel finans sistemine entegre olmayı başardığı ve bilinen dev varlıkların arasında Bitcoin’in de kabul edildiği gerçeğidir. Bu süreçte, JPMorgan müşterilerine Bitcoin alma imkânı sunmaya hazırlanırken, her gün dünyanın bir başka ülkesinde kripto varlıkların hukuki niteliğine dair kararlar veriliyor.

Yakın zamanda gerçekleşen devrimsel nitelikte bir başka gelişme de OpenAI’ın kurucusu Sam Altman ve iPhone’un tasarımcısı Jony Ive’ın yeni bir teknolojik ürünle kısa zaman sonra insanlığın gündelik hayatının içerisine yapay zekayı yerleştirecek olmalarıdır. Bir yandan sanal paranın yüksek işlem hızı ve işlem kolaylığı diğer yandan OpenAI ve io’nun birlikte hazırlamakta oldukları “ekranın, klavyenin ve dokunmatik girişin olmadığı yeni nesil teknoloji ailesi” dünya ekonomisinin yönünü ve geleceğini etkileyecek dönüşümler olarak değerlendiriliyor. Son zamanların bir başka yeni keşfi olan Google Veo 3 ile kullanıcılar sadece yazılı senaryo girdileri ile saniyeler içerisinde orijinal en yüksek kalitede sinematik videoları hazırlayabilecekler. Son olarak geçtiğimiz ayın bir başka çok ses getiren yeniliği de OpenAI’ın yeni sesli asistanı GPT-4o oldu.  GPT-4o ile yapay zekâ simultane çeviri yapabiliyor, selfie’nize bakarak duygu analizi yapabiliyor, duygusal ses becerisi ve büyük dil modeli sayesinde gerçek insanla söyleşi hissi sağlayabiliyor. Bu şekliyle, tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen ve her geçen gün ivmesini artıran teknolojik ilerlemeler karşısında hiçbir iş insanımızın kayıtsız kalma lüksü yok. Yapay zekâ ekseninde ortaya çıkan yeni nesil teknolojileri Türk iş dünyası kendi hazinesi olarak görebilmeli, aile şirketlerini yönetirken stratejik düşünmenin yapay zekayı doğru kullanabilmekten geçtiğini bilmelidir.

Tarih boyunca teknolojik ilerlemeler tek başına insanlığın refahını artırma hedefiyle kalmamış beraberinde teknolojilerin uluslararası rekabetin bir ekseni haline gelmesiyle beraber karmaşık jeopolitik ilişkilerde bir silah olarak da kullanılmıştır. Günümüzde olduğu gibi teknolojik ilerlemeler baş döndürücü bir hızla devam ederken, önce Rusya ve Ukrayna arasında başlayan savaş, ardından Ortadoğu’nun ateş çemberine dönüşmesi, İsrail Filistin çatışması ve bugün İsrail ve İran arasında yaşanan sıcak gerginlik ve çatışma ortamı dünya gündemini işgal ediyor. Böylesine artan bölgesel gerginlikler dünya ekonomisinde halen mevcut olan makro kırılganlıkları ve belirsizliği artırıyor, bu oluşan durum da mikro düzeyde özellikle tedarik zincirlerini oldukça olumsuz etkiliyor. Son olarak yaşamakta olduğumuz İsrail İran gerginliğinin daha büyük çapta bir savaşa dönüşme endişesi dahi bölgedeki ticareti ve dolayısıyla uluslararası ticareti kesintiye uğratma riski yaratıyor.

Tek kutuplu bir dünyadan giderek çok kutuplu bir dünyaya doğru geçtiğimiz şu dönemde, teknolojik odakların savaş ve siber güvenlik merkezli olma ihtimali de artıyor. Bu noktada, küresel ekonominin ve uluslararası ticaretin temel dinamiklerinin değiştiği bir ortamda işletmelerin bu yeni denkleme ayak uydurmaları atılması gereken ilk adımların başında geliyor. Bunun en önde gelen nedenlerinden birisi emtia fiyatlarında yaşanacak dalgalanmaların işletmelerin girdi maliyetlerini artıracak olmasıdır. Aynı şeklide başta ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları ve aşırı korumacılıktan kaynaklanan ticaret politikaları, ülkelerin birbirine uyguladıkları tarifeler ve diğer ticaret engelleri dünya ekonomisini maalesef olumsuz etkiliyor. Öte yandan; bulunduğumuz coğrafyanın bölgesel gerilimlerin merkezinde olmasını dikkate alarak, işletmelerimizin stratejik planlarını yaparken jeopolitik riskleri de yönetmeleri gerektiğini her zaman göz önünde tutmalıyız. Bunu yaparken de işletmelerimizde ölçüm kriteri, daima şirketin içindeki değişim hızının mutlaka dünyadaki değişim ve dönüşüm hızını yakalaması gerektiği gerçeği olmalıdır. Aksi takdirde, dünya ekonomisindeki değişim hızı şirketlerin içindeki değişim hızını aştığında, ekonomimize düzeltilmesi zor hasarlar verecektir.

İşletmelerimizi yakın geleceğe hazırlamada önceliğimiz teknoloji ve inovasyona yapılacak yatırımlar olduğunda, kuruluşların pazar payının, satışlarının ve karlılığının artması da beraberinde gelecektir. En yalın haliyle, yazılım, yapay zekâ ve bilişim teknolojileri işletmelerimizin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artmasına yardımcı olacaktır. Anlaşılacağı üzere; insanın yaptığı birçok şeyi yapabilen yapay zekâ düzeyinin 2030‘lara kadar tümüyle günlük hayatımıza girecek olması, piyasalarda değişimin ana itici gücü olacaktır. Özetle; tarihte buhar makinası, elektrik, transistör, bilgisayar ve internetin buluşu ile yaşadıklarımız, bugün de blockchain, kripto varlıklar, yepyeni bir finansal sistem, sosyal puan temelli yönetişim, evrensel temel gelir uygulamaları, kuantum bilişimle yaşanıyor. Sonuç olarak, kuşkusuz, zamanın gerekliliklerini yerine getirerek daha çevik, hızlı, esnek olan ve ileriyi gören, kriz yönetimi stratejilerinin gereği olarak riskleri yönetebilen işletmeler sürdürülebilir olmayı başaracaklar.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.