Görüş

Başardıklarımız Kadar Başaramadıklarımıza Da Odaklanmalıyız

02 Ağustos 2025

Girişimci ve dinamik reel sektörümüz ve girişimcilerimiz sayesinde geçen sene 262 milyar dolar ihracatla rekor kırdık.

Küresel ihracattan aldığımız payı %1,07’ye yükselttik. 1 milyar dolar ve üzeri ihracat yapan firma sayımız 18’e, 100 milyon dolar ve üzeri ihracat yapan firma sayımız da 302’ye çıktı.

Ayrı bir önem verdiğimiz ve özellikle yeni girişimler için büyük önem taşıyan e-ihracat hacmimiz 6,4 milyar dolar oldu.

AB pazarındaki olumsuz talep koşullarına rağmen Türkiye’nin AB’ye olan ihracatı artmaya devam etti. Böylece Türkiye’nin AB ithalatındaki payı %4’e ulaşarak tarihi zirvesine çıktı. Hizmet ihracatında da 115 milyar dolara ulaştık.

Orta, yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatı 101 milyar doları aştı, ihracatımızdaki payı da %41’e ulaştı.

Turizm gelirlerinde en yüksek geliri sağlayan 6’ncı ülke olan Türkiye, yabancı ziyaretçi sayısı bakımından 4’üncü sıraya yükseldi.

Türkiye’nin ihracat çeşitliliğinde de gelişim sağladığı görülüyor. İhracatı yapılan ürün sayısı 10 bin 810’a yükselirken ihracat ağı da daha kompleks ve daha dayanıklı hale geliyor.

İhracat yapılan ürün sayısına bakıldığında Türkiye, dünyada ihracata konu olan ürünlerinin yaklaşık %84’ünün ihracatını gerçekleştirebiliyor.

Lojistik ve taşımacılık hizmetleri ihracatında dünyada ilk 10’da yer alıyoruz. Fuarcılıkta 903 bin uluslararası katılımcıyla dünyada 10’uncu sıradayken, müteahhitlik sektöründe firma sayısı bakımından dünyada ikinci sıradayız.

Kültür ve eğlence hizmetlerinde dünyanın en büyük 5 içerik ihracatçısı arasında bulunan ülkemiz, 337 bin uluslararası öğrenciyle eğitim hizmetlerinde dünyada ilk 10 ülke arasında yer almayı başardı.

2024 yılında bilişim sektörümüz 5 milyar dolar, sağlık turizmi ise 3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Tüm bu olumlu faktörlerin yanı sıra sıkıntılar ve tehditlerle de karşı karşıyayız. ABD gümrük tarifelerini artırdı.

En yüksek artışları da başta Çin olmak üzere pek çok Uzakdoğu ülkesine uyguladı. Şimdi bu ülkeler Amerika’ya eskisi kadar satamayacağı için elinde kalan malları başka pazarlara gönderiyor. Yani Çin rekabeti eskisinden daha da şiddetli hale geliyor.

Çin, ihracat pazarlarının yapısını değiştirirken, bizdeki “iç pazarda sıkışırsan dışarıya açılırsın” ezberi de bozuluyor. Artık yeni şeyler söylemek gerekiyor.

Irak, Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarından biri. Eskiden Irak’ın toplam ithalatında Türkiye birinci sıradaydı.

Şimdi ilk sırada BAE, ikinci sırada ise Çin var. BAE de esasen Çin demek zira oradaki sanayi ve lojistik merkezinde hakim konumdalar. Bir tür re-export bölge gibi ve bu yolla Çin firmaları hızla mal sevkiyatı yapabiliyorlar.

Bizim şirketlerimiz bugüne kadar içeride sıkışınca dışarıya açılırlardı. Şimdi şirketlerimizin zaman içerisinde geliştirdiği bu intibak kabiliyetleri zayıflıyor.

Zayıflayan intibak kabiliyeti demek, şirketlerimizin daralan iç pazarın olumsuz etkisini eskisine kıyasla daha yoğun hissetmeleri anlamına geliyor.

Dolayısıyla ortaya yapısal reform gündemi koymak gerekiyor. Başardıklarımız kadar başaramadıklarımıza da odaklanmalıyız.

İhracata yeni ve proaktif destekler getirmeliyiz. Başta tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlere ve katma değeri yüksek seramik sektörü gibi stratejik alanlara öncelik vermeliyiz.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.