Hukuken

Bayilik Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Sona Erdirilmesi

31 Temmuz 2025

Son dönemde TİMDER üyelerinden tarafıma yönlendirilen soruların başında bayilik sözleşmeleri ve bunların hukuki niteliği geliyor. Bu yazımda sizlere özetle bayilik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin hukuksal boyutundan bahsetmek istiyorum.

Öncelikli olarak bayilik sözleşmesi nedir? Bayilik sözleşmesi; bir markanın kendi sistemini, ürününü, marka, logo ve know-how’u başta olmak üzere kısaca iş modelini belirli koşullarda başka bir kişiye veya şirkete kullandırdığı, karşılığında ise bir bedel aldığı, belli bir dönemi kapsayan özel hukuk sözleşmelerine denir.

Kanunlarımızda bayilik sözleşmesi ayrı bir başlık altında açık şekilde düzenlenmemiştir. Bu yüzden bayilik sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunun genel hükümleri uyarınca hazırlanır ve yorumlanır. Genel olarak bir bayilik sözleşmesinin içinde satış, kira, lisans, vekâlet ve hizmet sözleşmelerinin unsurlarını görürüz. Dolayısıyla bayilik sözleşmeleri kanunda tanımlanan birkaç sözleşme türünün özel olarak birleştirildiği atipik sözleşmelerdir.

Birçok bayi, bayilik aldığı firmayla sözleşmelerini müzakere edemediğini; kendisine belirtilen şartları topyekün olarak kabul ettiğini belirtmektedir. Peki bu durum özellikle sözleşme sonlanırken bayiye herhangi bir itiraz hakkı vermekte midir?

Bu sorunun cevabı için göz atmamız gereken iki farklı hukuki müessese vardır. Bunlardan ilki “genel işlem şartı” müessesi iken diğeri ise “basiretli tacir” anlayışıdır. Bu yazımda öncelikli olarak size bu hususları tanımlamak sonrasında ise tacirlere genel işlem şartı uygulanabilir mi, uygulanırsa neticesi ne oluru açıklamak isterim.

Genel işlem şartı ismi verilen kavram hukukumuzda Türk Borçlar Kanununun 20 ila 25. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Genel işlem şartları özetle; bir sözleşmenin taraflarından biri tarafından önceden hazırlanmış, diğer tarafla müzakere edilmeden sözleşmeye konulan, çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanan hükümler olarak tanımlanmaktadır. Bu yönü ile “bayilik sözleşmelerinin” de ihtilafa bakan mahkemece genel işlem şartları kapsamında hazırlanmış olarak kabul edilme ihtimali vardır ve bu ihtimal kuvvetlidir.

Öte yandan basiretli tacir kavramı ise Türk Ticaret Kanunu Madde 18’de düzenlemiştir. Türk Ticaret Kanunu m. 18/2: “Her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür.” hükmünü ihtiva etmektedir.

Burada basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekten kasıt özetle; ticari işlemlerini yürütürken sıradan bir kişiden beklenenden daha yüksek bir dikkat ve özen göstermek, riskleri öngörmek, işletmesiyle ilgili bilgi edinmek ve doğru karar almak, sözleşmelere karşı sadakat göstermek ve olağan dışı durumlara karşı tedbirli olmaktır. Bunun bir gereği olarak da tacir sıfatı taşıyan kişilerin “kusur sorumluluğu” daha geniştir. Yani bir tacirin bir sözleşme akdederken bir tüketici seviyesinde korunması hukuken mümkün değildir.

Elbette her bayi ihtilaf halinde mahkeme karşısında imzalamış olduğu bayilik sözleşmesinin genel işlem şartları kapsamında değerlendirilmesini talep edebilir. Lakin burada doktrinde ayrılan ve benim de tarafı olduğum görüşe göre bu durum ancak istisnai hallerde mümkündür.

Türk Ticaret Kanun’da genel işlem koşulları, TTK m.55/1-f’ de belirtilen durumlardan birine uyması halinde haksız rekabet teşkil haller arasında gösterilmiştir.

Türk Ticaret Kanunu Madde 55:
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;

1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan veya

2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

Yani her türlü işlem şartının değil ancak TTK Madde 55’in başlığında yer verildiği gibi “haksız rekabete” yol açan işlem şartları TTK kapsamında çeşitli müeyyidelere bağlanmıştır. Bu tabloda ise karşımıza çıkan soru “Sözünü ettiğimiz hükmün uygulanması için aranan haksız rekabet teşkil etmeyen ticari sözleşmelerde genel işlem koşullarının varlığı halinde ise tacirin korunması için TBK hükümleri tatbik edilecek midir?” olmaktadır. Çünkü her bayilik sözleşmesinin haksız rekabete yol açmadığı aşikardır.

Doktrindeki bir görüş uyarınca, Türk Borçlar Kanunu Madde 20-25 özel kanunlarda yer alan düzenlemeler istisna olmak üzere tarafların gerçek ya da tüzel kişi olmaları fark etmeksizin tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulanır. Bu bağlamda tacirlerin de TBK’nın genel işlem koşullarına ilişkin öngördüğü korumadan yararlanabilecekleri savunulmaktadır. Aynı yönde olmakla beraber doktrinde bir görüş ise TBK Madde 20-25’in uygulanabilmesini özellikle tüketici işlemleri dışındaki ticari olsun olmasın her türlü sözleşmede düzenleyen karşısında yer alan tarafın talep etmesi şartına bağlamaktadır. Doktrinde aksi yönde olan ve benim de katıldığım diğer görüşe göre ise tacirlerin genel işlem koşullarına karşı korunmasının TTK Madde 55 vd. düzenleme altına alınan haksız rekabet hali ile sınırlamıştır. Bunun dışında tacirlerin genel işlem koşullarına karşı korunması söz konusu olamaz. Diğer deyişle TBK Madde 20-25 hükümlerinin tacirlere uygulanması olası değildir.

Burada bir başka husus ise hukuki işlemin ispatı yönünden karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda da belirttiğim gibi genel işlem şartları “önceden hazırlanmış, diğer tarafla müzakere edilmeden sözleşmeye konulan, çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanan hükümler”dir. Burada sözleşmenin önceden hazırlandığını, diğer tarafla (bayiyle) müzakere edilmeden sözleşmeye konulduğunu ve çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanan hükümlerden oluştuğunun ispatı bayi tarafından sağlanmalıdır. Bu da halk ağzıyla kulağın tersten tutulduğu ve iddia edenin ispatla mükellef olduğu, nazaran daha zor bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır. Dolayısıyla bayinin bir sözleşme imzalarken bunun genel işlem şartlarına tabi olduğunu belirtmesi ve sözleşmede kendisine yüklenen yükümlülüklerden sadece buna sığınarak kurtulmaya çalışması (haksız rekabet hali hariç) pek mümkün gözükmemektedir. Burada aslolan, sözleşme kurulurken doğru şartlarda kurulmasını ve sözleşme hükümlerinin bayice bayilik ilişkisi öncesinde iyice anlaşılmasıdır. Bunun yolu da sözleşme akdederken iyi niyetten ayrı olarak doğru hukuki desteği almaktır. Unutmamak gerekir ki doğru ve etkili bir hukuki destek size sorun çıktıktan sonra değil, sorunun baştan doğmasının önüne geçerek hizmet eder.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.