Olgunluk

31 Ağustos 2015

“Büyük insanlar fikirlerle, normal insanlar olaylarla, küçük insanlar kişilerle uğraşırlar”
Konfiçyus

Olgunluk insanın gerçek anlamda ne kadar “insan” olabildiği, yaradılışındaki amaçlara ne kadar hizmet edebildiği ile ilgilidir. Yaradılış amacı, insana verilen vizyon ve misyon demektir. Şöyle ki;

ŸHayatta olabileceğinin en iyisi ol (vizyon),

ŸHayatta yapabileceğinin en iyisini yap (misyon).

Hayat bu vizyona ulaşma ve misyonu yerine getirme konusunda insanın sınava alındığı bir süreçtir. Hayatın temel anlamı budur. Yaşadığımız sürece sınavda olduğumuzu bilerek yaşamalı ve “iyi insan” olmaya çalışmalıyız.

“Hayatın anlamı nedir?” sorusunun yanıtı; çalışmak, gezmek, eğlenmek, değer yaratmak (kendine, ailesine, çevresine, insanlığa faydalı olmak; katkı yapmak), zengin olmak şeklinde ifade edilebilir. Acaba bunlardan hangileri doğru, hangileri yanlıştır? Yoksa hayatın içinde hepsi vardır, ama bunlar arasında bir denge kurmak mı gerekir? Yani hem çalışmak, hem de kendimiz ve insanlık için değer yaratmak, bu arada gezmeye ve eğlenmeye de zaman ayırmak. Kısaca dengeli yaşamak.

Bir insan hayata şöyle bir anlam yükleyebilir: Ne olduğu veya olduğum zaman, ne yaptığım zaman kendimi huzurlu ve mutlu hissediyorsam; bana göre hayatın anlamı odur. Bu, kişisel bir yorumdur. Örneğin; bir ressam resim yaptığı zaman, bir yazar kitabı yayınlandığı zaman, bir futbolcu veya taraftar takımı şampiyon olduğu zaman, bir kadın anne olduğu zaman, bir adam dede olduğu zaman hayatının anlam kazanacağını düşünür. O halde hayata anlam katan şeyler, isteyip de yaşadıklarımız mıdır? Bu noktada bir ölçüte ihtiyaç vardır. Şöyle ki; İstenilen şeyler, insanın yaradılış vizyonu ve misyonu ile yöndeş olmalı, insanlık değerleri ile örtüşmelidir. Örneğin; bir kişi “ben çalışmadan, yorulmadan kısa sürede köşeyi dönmek istiyorum” derse ve bunu çalarak, başkasının hakkını yiyerek başarırsa, bu yaklaşım hiçbir kültürde kabul edilemez.

İnsanlık tarihi boyunca insanı, insan yapan birçok ortak özellik veya değer tanımlanmıştır. Bunlar evrenseldir. Örneğin; yalan söylemeyiniz, çalmayınız, haksızlık yapmayınız, adaletli olunuz; iyi ahlaklı olunuz, zulüm yapmayınız, iyilik yapınız.

Temel mesaj, “iyi insan” olabilmek ve kendini bu yönde sürekli geliştirmek ve olgunlaşmaktır. Her insan bu mesajı dikkate alarak yaşamak zorundadır.

Olgun insan ile yetişkin insan farklı kavramlardır. Çünkü her yetişkin insan, olgun değildir. İlerleyen yaşın insanı olgunlaştıracağı öngörülse de bazı insanlar yaşına yakıştırılamaz davranışlar içine girebilir. Halk arasında “yaşından, başından utan” sözü, bunun için söylenmiştir. Olgunlaşmak “kemale ermek”, yani “kamil olmak” demektir. Bu bir süreçtir. Her canlı gibi insanın da bir gelişim süreci vardır. Önce bu sürecin tamamlanması gerekir. Olgunlaşma düzeyi bundan sonra tartışılacak bir konudur. Bu bağlamda henüz çocuk yaştaki bir insanın olgun olup olmadığını tartışmak yanlıştır. Olgun olabilmek için insanın bir şeyler yaşaması, başından bazı olayların geçmesi, yani deneyim kazanması şarttır. Bu anlamda insanı olgunlaştıran, aslında yaşadıkları ve yaşadıklarından çıkardığı derslerdir. Ders çıkarmak, önemlidir. Birçok şey yaşadığı halde onlardan gerekli dersleri çıkarmayan kişi olgunlaşamaz. Olgunlaşmak, “pişmek” demektir. Pişmeyen insan, “ham insan”dır. Ham meyve gibi, tadı-tuzu yoktur.

Olgun insanın özellikleri şunlardır:

Kendini bilmek: Kendini tanımak (özelliklerini, farklılıklarını, yapabileceklerini ve yapamayacaklarını, kısaca sınırlarını bilmek), söylem ve eylemlerinin farkında olmak (farkındalık) demektir. Ağızdan çıkan sözlerin, davranışların, tavırların ve tutumların yapacağı etkiyi, doğuracağı sonuçları öngörmek gerekir. Olgun insan “Şöyle konuşursam, böyle davranırsam; karşımdaki insan nasıl etkilenir?” sorusunu kendine sürekli sorar. Ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını bilir (haddini bilir). Kendini bilmek konusunda eğitim tabi ki önemlidir ve gereklidir; ama verilen eğitimden herkesin aldığı veya alabildiği mesaj farklıdır.

Kendini kontrol edebilmek: Olgunluğun en önemli özelliklerinden biridir. İnsanlar zaman zaman akıl-duygu çatışması yaşar. Akıl ve duygu insanı farklı yönde hareket etmeye zorlar. Duygular, olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır. Olumlu duygular (sevgi, şefkat, merhamet gibi) akıl ile çatışmaz. Akıl ile yöndeştir. Burada sözü edilen duygular, olumsuz duygulardır. Kin, nefret, öfke, kızgınlık, hiddet, şiddet, saldırganlık, düşmanlık gibi. Olgun insan bu duygularını (nefsini) kontrol eder, onlara yenilmez. Fevri hareket etmez. Aklın yolundan çıkmaz. Bu anlamda olgun insan, aklı başında, “sağduyulu” insandır.

Düşünmek ve düşünerek hareket etmek: Düşünmek, insanı yanlış yapmaktan alıkoyar. Söylemler ve eylemler akıl, mantık süzgecinden geçirilmelidir. Olgun insan “ağzından çıkanı kulağı duyan” insandır. Neyi, nerede, ne zaman ve nasıl söyleyeceğini bilen insandır. Konuşma tarzı yanında oturuşundan-kalkışından da insanın olgunluk düzeyi belli olur.

Bağımsız kişilik: Olgun insan kendi varlığını, başkasının varlığına bağlamaz. “O varsa, ben de varım” demez. Kendi ayakları üzerinde durur. Bağımsız hareket eder. Ancak bunun anlamı kafasına göre hareket etmek değildir. Karar verme ve seçim yapma konusunda özgür olmak demektir.

Efendi olmak: Her erkek “beyefendi”, her kadın “hanımefendi” değildir. Ağırbaşlılık, tevazu, saygı, kendi düzeyini korumak, insanlıktan çıkana uymamak, terbiyeli olmak, kötüyü/yanlışı örnek almamak vb. birçok özellik sayılabilir. Efendi insan aynı zamanda sözüne değer verilen, sözü dinlenilen, saygın insandır.

Uygar olmak: “Odun gibi insan”, “ne kaba saba insan”, “ilkel insan”, “taş kafalı” gibi söylemlerdeki insanın karşıtıdır. Uygar insan yere çöp atmaz, kapalı ortamda sigara içmez, bağıra çağıra konuşmaz, kişisel bakımına özen gösterir, temizlik kurallarına uyar, kırmızı ışıkta geçmez, otobüste yaşlıya yer verir, hata yaptığında özür diler vb.

Empati: Kendini diğer insanların yerine koymak, olaya veya konuya onların açısından bakabilmek demektir. Bizim insanlarımızda oldukça zayıf bir özelliktir. Olaylara hep kendi açımızdan bakar, karşı tarafı anlamaya çalışmayız. Olgun insan empatik iletişim kurar.

Nezaket, incelik ve görgü: Nezaket insanlara bizi görmek istedikleri şekilde görünmek, onlara bizden bekledikleri şekilde davranmak demektir. Olgun insan, nazik insandır. Örneğin; başkalarının zamanına saygı gösterir, onlar adına konuşmaz; emretmez, rica eder; kibardır, bencil değildir, jest yapmasını bilir; insanların yüzüne karşı aksırmaz, öksürmez; ağzı kokmaz, temiz giyinir, bir kişinin ayıbını diğer insanlar içinde yüzüne vurmaz vb. birçok nezaket kuralı sayılabilir. Olgun insan aynı zamanda incelik gösterir. Örneğin; ev hanımı yemeğe hiç tuz atmamış ise ve masada tuzluk da yoksa, misafir tuz istediği zaman “Tuzsuz mu olmuş?” diye soracaktır. Misafir “Hayır. Yemeğin tuzu normal. Ben fazla tuzlu severim. Onun için tuz istedim” şeklinde karşılık verirse, incelik göstermiş olur. Olgun insan görgülü insandır. Görgü kurallarına uyar. Görgü, toplumun örf, adet, gelenek ve göreneklerinden kaynaklanan ve neleri doğru, neleri yanlış bulduğu ile ilgili kurallardır. Örneğin, ağızda sigara veya sakız varken konuşulmaz gibi...

Onurlu olmak: Olgun olmak, onurlu olmayı gerektirir. Örneğin; kişisel çıkar sağlamak için başkasına kul olmamak, yağcılık yapmamak, ilkeli olmak ve ilkelerinden ödün vermemek. Aynı zamanda kendi onurunun ayaklar altına alınmasına da izin vermemek.

Dürüstlük: Dürüst olmak, doğru olmak ve doğrudan şaşmamak demektir. Olgun insan, dürüst insandır. Verdiği sözün arkasında durur. Söylemleri ile eylemleri örtüşür. Özü, sözü birdir. Yalan söylemez. Bir esnaf, satış yapabilmek için müşteriye o malda olmayan bir özelliğin olduğunu söylerse, satış sözleşmesindeki koşullara uymazsa, malı zamanında teslim etmezse dürüst davranmamış olur.

Güven: Olgun insan, güven veren ve güven duyulan insandır. Güven ile dürüstlük arasında sıkı bir ilişki vardır. Dürüst insan, aynı zamanda güvenilen insandır. Güven kazanmak bir süreçtir. Kime güvenip, kime güvenmeyeceğimize karar vermek için birbirimizi sınarız. Sırrımızı açıkladığımız kişi; bunu birileri ile paylaşmazsa, ödünç para verdiğimiz kişi; ödemesini zamanında yaparsa güvenimizi kazanır.

İyi ahlak: Olgun insan toplumun ahlaki değerlerine saygı gösteren, ahlak dışı söylem ve eylemlerden kaçınan kişidir. Birine iftira atmak, onu aşağılamak, ötekileştirmek, aldatmak, hakaret etmek vb. gibi davranışlar ahlak dışıdır. Bunlar olgunluk ile taban tabana zıttır.

Örnek olmak: Olgun insan, her davranışı ile çevresindekilere “olumlu” örnek olan insandır. O, sosyal hayatın gerektirdiği sorumluluklarının farkındadır. Ailesinin geleceğini düşünür. İyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir evlattır. Kötü alışkanlıkları yoktur. İyi alışkanlıkları vardır. Örneğin; sigara içmez, ama kitap okur. Kumar oynamaz, ama spor yapar. Yanlış yaşam tarzı ile kendi sağlığına zarar veren ve mesleki geleceğini tehlikeye atan kişi, olgun değildir.

Özeleştiri yapmak: Olgun insan “aynaya bakan”, kendini sorgulayan, kendisi ile “hesaplaşan” insandır. Hatalarını gören, onları başkalarından öğrenmeyen insandır. Özellikle “aynı hatayı tekrar yapmamak”, çok önemli bir olgunluk özelliğidir.

Tolerans: Kişinin kendini rahatsız eden eylem ve söylemlere tahammül edebilme (katlanma) gücüdür. Hoşgörü demek değildir. Bir davranış hoş görülmemiştir, ama ona tahammül edilmiştir. Örneğin; ayağı kokan misafir, hoş görülmez; ama evden çıkana kadar ayak kokusuna katlanılır. Olgun insan, bunu yapabilen insandır.

Kendi ile barışık olmak: Kendini olduğu gibi kabul etmek, doğrularını ve yanlışlarını görmek, güçlü ve zayıf yönlerini tanımak, zayıf yönlerini geliştirmeye çalışmak; kısaca başka biri değil “kendisi olmak” demektir. Olgun insan, kendisi ile kavga etmez. Yaptığı hatalar için kendini affeder. Geçmişe takılıp kalmaz, geleceğe bakar.

Kapris yapmamak ve komplekssiz olmak: Kapris yapan insan, bazı duygularına yenilmiş demektir. Aşağılık kompleksi olan insan olgun değildir. Örneğin; iş arkadaşını kıskanmak, ona küsmek ve bu yüzden onunla ilişkiyi kesmek olgun bir insanın yapacağı şeyler değildir.

Sorunlara yaklaşım tarzı: Sorunlar karşısında paniklemek, ne yapacağını şaşırmak, serinkanlılığını kaybetmek yerine sorunun üzerine gitmek ve çözüm üretmek gerekir. Olgun insan; yaşadığı bütün sıkıntılara ve çektiği acılara karşın hayata tutunan; isyan etmeyen, sahip oldukları ile yetinen, haline şükreden insandır.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.