Çalışan Mutluluğu

İş Yaşamında Duygusal Zeka

20 Ocak 2019

Sadece bilişsel zekânın yetmediği, duyguların da dengeli olarak idrak edilmesi gerektiği günümüz işletmecilik anlayışında, engelleyici, olumsuz yaklaşan, kısıtlamalar getiren yönetim ve yönetici tarzı kabul görmemektedir. Katılımcı anlayışı benimseyen, ürün/hizmet ve müşteri değeri üretmeye dayalı, sürekli olarak kendini geliştiren ve duyguları anlayıp yönetebilen yeterlilikte duygusal zekâya sahip insanların yer aldığı yönetim tipi arzulanmaktadır.

Duygusal zekâ, iş hayatında çalışanlara ve yöneticilere nasıl katkı sağlar?
Bir kişinin fiziksel ve duygusal açıdan kendini iyi hissetmesini sağlayan duygusal zekâ, yöneticilerin çalışanlarıyla iyi ilişkiler geliştirmelerinde, çalışanlar arasında verimliliği ve iyimserliği artırmada önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Duygusal zekâ; çalışan kapasitesinin performansa dönüştürülmesi, çalışanın elde tutulup bağlılığının arttırılması, çalışan devir oranının (turn over) düşürülmesi, kurum içi etkin ve sürdürülebilir iletişim sağlanması, çatışmaların azaltılması, iç-dış müşteri memnuniyetinin arttırılması ve kurumun değişimlere hızlı adaptasyonu açısından da son derece önem taşımaktadır.

Duygusal zekâ IQ krallığını sarsmıştır diyebilir miyiz? Yoksa EQ-IQ tercihi sektörlere göre değişir mi?
IQ kişinin analitik, entelektüel, rasyonel becerilerinin tamamı olarak tanımlanırken, EQ  (duygusal zekâ) ise kişinin duygularıyla başa çıkma becerisidir. Daha geniş kapsamlı bir tanımı ise, bireyin hem kendisinin hem de karşısındakinin duygularını algılama, anlamlandırma, kontrol etme, duygusal beklentilere uygun ve hayatında olumlu yönde etki ve enerji oluşturacak biçimde strateji geliştirme sürecidir. Duygusal zekâ içsel ve kişiler arası alanda başarı ve doyum oluşturmak için duygu dünyasında etkili manevralar yapma becerisidir. Eğitimi ne kadar iyi, deneyimleri ne kadar fazla ve de yetkinlikleri ne kadar iyi olsa da duygularını anlayıp kontrol edemeyen bir kişinin iş hayatında başarılı olması mümkün değildir. Bir kişide mevcut olan kapasiteyi performansa dönüştüren tüm istek, arzu ve heves gibi tüm kriterler duygu temellidir ve duygusal zekâ tarafından yönetilir. Ancak IQ ve EQ birlikte kullanıldığında kapasite performansa dönüşebilir. IQ ve EQ arasındaki ilişkiyi daha detaylı incelediğimizde her ikisinin de birbirinden nasıl beslendiğini kolaylıkla görebiliriz:

  • IQ zihin odaklı sosyal ortamdan yalıtılmış bir yığın beyin odaklı işlemi tanımlamayı, EQ ise sosyal ilişkiler içindeki bireyi ifade etmeyi sağlar.
  • IQ matematik ise EQ psikoloji bilimidir. Matematik bilgisini nerede, nasıl ve ne seviyede kullanmamız gerektiğini belirleyen duygusal zekâdır.
  • IQ bir problem karşısında alternatif çözüm yolları bulmak şeklinde ifade edilirse, EQ bir problem karşısında duyguyu yönetebilme, yeni yeni uyum kapıları bulabilme kabiliyeti olarak ifade edilebilir. Ancak her ikisi bir arada olduğunda problem çözülebilir hale gelecektir.
  • IQ kişinin düşünme laboratuvarı, EQ ise hayatının kendisidir.
  • IQ doğuştan üst sınırı belli, beyin performansının bir iz düşümüyken; EQ o kadar da kaderci değildir. Kişinin çabası, kendi ve diğerleri üzerindeki duygu yönetme taktiklerini öğrenmesi nispetinde artırılabilen bir yetenektir.
  • IQ kişinin zekâ katsayısını verip zekâ fonksiyonlarını değerlendirirken EQ ise duygusal sentez, tespit ve fonksiyonlarını bildirir.

IQ ve EQ tamamen karşılıklı bağımlılık ilişkisi içindedirler.  Bu iki kavram birbirine karşıt değil, birbirinden ayrı yetilerdir. Daha akılcı düşünebilmek için sezgilerimize, duygularımızın sinyallerine; duyguları daha etkili kullanabilmek için akılcı beyne ihtiyaç vardır. Beyin ile kalbimizin ortak çalışması başarı için kritik önem taşımaktadır.

EQ hangi alanlarda çalışan kişiler için daha önemlidir?
Duygusal zekâ, insanların öncelikle kendi duygularını anlamalarını ve yönetebilmelerini sağlamaktadır. Bunun yanı sıra diğer insanların duygularını anlayabilmek, empati kurabilmek, motivasyonu artırmak için öz güveni geliştirme olanağı da tanıyan bir kavramdır. Dolayısıyla günümüzde duygusal zekâya ve duygusal zekâ gelişimine ilgi düzeyi, yer alınan sektör ve iş kolundan bağımsız olarak her geçen gün artmaktadır. Bugün başarılı kabul ettiğimiz kurumlara bakıldığında, verimliliklerinin ve müşteri tatmin düzeylerinin yükseldiği, yalnızca IQ düzeyinin yüksekliğinin yetmediği ayrıca teknik ve mantıksal kapasitelerinin de gelişmiş olduğu görülmektedir.   Hangi sektörde yer aldığından bağımsız olarak, IQ’nun yanı sıra duygusal zekâsı da yüksek, sosyal yönü gelişmiş ve duygularını yönetebilen bireylerin bu başarılarda önemli katkıları olduğunu ifade etmek gerekir.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.