Çalışan Mutluluğu

Çok Çalışmak Mutluluk Getirir Mi?

30 Nisan 2019

İnsan yaşamında çalışma hayatı önemli bir yere sahip. Tam zamanlı olarak çalışan bir kişinin haftalık standart çalışma süresinin minimum 40 saat olduğu düşünüldüğünde, insan hayatında çok büyük ölçüde zaman ayrılan iş ve çalışma yaşamının psikolojik açıdan da incelenmesi gerektiği aşikâr. İnsanın yaşamını nasıl geçireceğini etkileyen ekonomik, psikolojik, sosyo-kültürel ve fiziksel koşullar iç içe bir etkiyle kişinin yaşamını ve standartlarını belirliyor. Bu bağlamda kişilerin hem öznel hem de iş hayatlarında mutlu olmalarını etkileyen en önemli etkenlerden biri sahip oldukları işleri oluyor.

Mutluluk, nadir rastlanan istisnalar dışında kurumlarla ilgili araştırmalar yapan araştırmacıların ilgilendiği kavramlardan biri olmadı. Bu araştırmacıların çalışan mutluluğunu önemseyip ilgilenmedikleri anlamına gelmez. Uzun yıllardır mutluluk kavramıyla anlam olarak örtüşen iş tatmini, akış, çalışan memnuniyeti, motivasyon, duygusal bağlılık, tatmin, memnuniyet gibi kavramlarla ilgili araştırmalar yapılıyor.

Teknolojik gelişmeler ve çalışma hayatında her geçen gün hızla artan rekabet ortamı kişileri daha iş odaklı yaşamaya itiyor. Teknoloji sayesinde 7/24 ulaşılabilen mobil çalışanlar haline gelen şirket çalışanları adeta birer tele-köle gibi iş odaklı yaşayıp zamanlarının çoğunu işe ayırıyor. Sürekli iş düşünen ve çalışmadığı zaman kendini mutsuz hisseden birer işkolik haline dönüşen çalışanlar, zaman ve işleri yetiştirme baskısı nedeniyle de hayatta yaptıkları her şeyi normalinden 2-3 kat daha hızlı yapıyor. Tabii ki iş odaklı ve hızlı çekim yaşanan bir hayat aşağıda sıralanan birçok olumsuzluğu da beraberinde getiriyor. Bu olumsuzluklar da kişinin mutsuz olmasına sebep oluyor.

  • Hızlı yemek yeme nedeniyle kilo alma,
  • Hızlı yaşama sonucu iletişim kurduğumuz kişilere yeterli ilgiyi gösterememe,
  • Çevremizdeki kişilere daha az sevgi ve ilgi gösterme,
  • Hızlı çalışmanın getirdiği artan hata oranı,
  • Hızlı karar almanın getirdiği yanlış kararlar,
  • Hızlı iş yapmak için daha kalitesiz işler çıkarmak.

Günümüz insanı maddi çıkarları ön planda tutan, iş, kariyer, para gibi maddesel gereçler için yaşayan işkolik bireyler haline geldi. Ailesine, eşine ve arkadaşlarına ayıracağı zamanın ve enerjinin tümünü işinde harcayan mutsuz işkolik kişilerin sayısı gün geçtikçe de artıyor. Peki, çalışanın bireysel olarak mutlu olması işkoliklik eğilimini etkiler mi?

Konuyla ilgili literatür incelendiğinde ve bireysel olarak yaptığım araştırma sonuçlarına göre bireysel mutlulukla işkoliklik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamakta. Öznel olarak mutlu olan kişiler kendini işe adamış, yaşamak için değil de çalışmak için yaşayan kişiler değiller.

Burada işkolik ve çalışmayı seven ve gayretli anlamını taşıyan çalışkan kavramları arasındaki farkı göz ardı etmemek gerekiyor. Öznel olarak mutlu olan kişilerin daha çalışkan oldukları ve daha yüksek performans gösterdikleri ile ilgili birçok araştırma bulunuyor. Ama bu kişilerin işkolik olduğu anlamına gelmiyor. Bu bulguları destekler şekilde işkolikliğin mutsuzluk gibi negatif etki ve sonuçlar yaratan bir kavram olduğunu savunan araştırmalar da yer alıyor.
Daha sağlıklı, mutlu ve üretken iş yerleri yaratmak isteyen organizasyonların çalışan mutluluğu ve işkoliklik eğilimi üzerine çalışmalar yapmaları gerekiyor. Geçmiş yıllarda ekonomik üretkenlik üzerine odaklanan organizasyonlar, çalışan sağlığı ve mutluluğuna önem vermedikleri için başarısız olmuşlardır.

Aristo’nun yıllar önce belirttiği gibi “mutlu bir yaşam ancak mutlu ve dengeli bir çalışma hayatıyla sağlanabilmektedir.”

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
İlk Siz Haberdar Olun!
Kayıt Ol Sektörde yaşanan gelişmelerden öncelikli haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazmanız yeterli.
TİMDER Kurucu Üyesidir.