Başkan'dan

Normalleşme Süreci Toparlanmayı Destekledi

13 Kasım 2020

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ilk zamanlara kıyasla kontrol altına alınmış, tedavi yöntemleri daha fazla umut vadeder hale gelmiş olsa da yeni bir pik ihtimali her zaman tetikte olmamızı gerektiriyor. Tetikte olmayı sürdürürken de hastalıkla birlikte yaşamaya alışmak, tedbiri elden bırakmadan yükümlülüklerimizi yerine getirmek durumundayız. Salgın sürecinde dünya ülkelerinin durumu ve izledikleri politikalar hiçbir ülkenin aylarca sürecek bir belirsizliği tolere edebilecek güce sahip olmadığını gözler önüne serdi. Bu nedenle normalleşme sürecinin riskli ancak gerekli olduğu konusunda sanıyorum ki herkes hemfikirdir.

3 aylık bir kapanmanın ardından Haziran ayında başlayan normalleşme süreci beklenilenden daha verimli başladı. Üyelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde Haziran ayından bu yana elde ettikleri cironun 3 aylık açığı kapatacak güçte olduğu yönünde bildirimler alıyoruz. Bu sektörümüz ve ülke ekonomimiz adına oldukça sevindirici. Devlet eliyle hayata geçirilen ekonomik tedbir paketleri de bir nevi can suyu oldu, işverenlerin üzerindeki yükün azaltılması ve kredi kolaylıklarının sağlanması işsizlik rakamlarının yüksek bir pike ulaşmasının da önüne geçti.

Yenileme pazarının önemi yadsınamaz
Sektörümüzdeki hareketliliğin en önemli sebeplerinden birinin pandemi süresince evlerinde daha fazla vakit geçirmeye başlayan vatandaşlarımızın yaptıkları birikimi yaşam alanlarını yenilemeye, erteledikleri tadilatları gerçekleştirmeye ayırmaları olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum uzun zamandır üzerinde durduğumuz ve hem deprem gerçeği karşısında zorunluluk olan hem de sektörümüzde önemli bir hareketlilik yaratacak olan derin yenileme pazarının güç kazanmasının önemini göstermesi açısından da güzel bir gelişme oldu. Dernek olarak önceliklerimizden biri de derin yenilemenin deprem gerçeği karşısındaki hayati önemini vurgulamak ve bu alandaki çalışmaları hızlandırmak, bu konudaki çalışmalarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz.

Deprem, alınan önlemler sayesinde kayıpların önüne geçebileceğimiz doğal bir afet. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de meydana gelen depremde vatandaşlarımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Gerekli önlemlerin alınması adına bir an önce harekete geçilmesini ve benzer bir olayın tekrar yaşanmamasını diliyoruz.

Sektörümüzün ihracat konusunda önünü açmayı kendimize görev addederiz
Sektörümüzün en önemli etkinliği ve dünyaya açılan kapısı konumunda olan UNICERA Fuarı’nı bu yıl koronavirüsün gölgesinde gerçekleştirmek durumunda kaldık. Fuarın açılış tarihinde ülkemizde henüz vaka görülmemiş olması nedeniyle aldığımız devam etme kararı ilk günün akşamında açıklanan ilk pozitif vakayla birlikte ciddi bir endişeye sebebiyet verdi. Fuarda her ne kadar gerçek alıcılar bulunuyor olsa da sonrasında yaşanan 3 aylık kapanma esnasında siparişlerin gönderilememesi yapılan anlaşmaların anlamını yitirmesine yol açtı. Katılımcılarımızın yaşadıkları mağduriyetleri gidermek adına çalışmalarımızı fuar kapanır kapanmaz başlattık, yetkili kurumlarla birçok görüşme gerçekleştirdik ve gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Virüsün bir yıl içerisinde tamamen ortadan kalkmayacağı öngörüsüyle fuar tarihimizi de ileriye çekerek 2021 yılının Kasım ayında gerçekleştirmeye karar verdik. Kasım ayında gerçekleşecek fuarımızda geçtiğimiz yılı telafi edebilmek adına yabancı alıcıların ağırlıkta olması için hummalı bir çalışma yürütüyoruz. İhracatın yalnızca ekonomimiz üzerinde değil ülke prestijimiz üzerinde de ciddi bir etkisi olduğu yadsınamaz. Made in Turkey ifadesinin yaygınlaşması ve güven verici hale gelmesi ülkemizi birçok alanda öne çıkaracaktır. Özellikle seramik sektöründe dünyanın önde gelen üreticilerine sahip olduğumuz ve katma değeri yüksek ürünler ortaya çıkardığımız gerçeğini göz önünde bulundurarak sektörümüzün ihracat konusunda önünü açmayı kendimize görev addederiz.

Bugün yapılacak her türlü üretim yatırımının kısa vadede olumlu dönüşleri olacağı kanaatindeyim
Önümüzdeki dönemde beklentiler gerçekleşir ve Çin’den uzaklaşan ülkeler ihtiyaçları için ülkemize yönelirse artan ihracatla birlikte hepimiz rahat bir nefes alabiliriz. Gelen talepleri karşılayabilmek adına üretim kapasitelerimizi artırmamız gerektiği bir gerçek, Çin’deki üretim kapasitelerini yakalamamamız ilk etapta mümkün olmasa da Avrupa pazarına hitap edebilmek adına en yakın üreticiden daha yüksek bir kapasiteye ulaşmamız şart. Bu kapasitelere ulaşılabilmesi için üreticilerimizin devlet eliyle desteklenmeleri ve teşvik edilmeleri gerekiyor. Bugün yapılacak her türlü üretim yatırımının kısa vadede olumlu dönüşleri olacağı kanaatindeyim.

TİMDER Akademi’de yeni bir dönem başlıyor
2004 yılından bu yana aralıksız olarak sürdürdüğümüz ve sektörümüze yetişmiş iş gücü sağlama noktasında önemli bir katkı sunan TİMDER Akademi’yi pandemi şartlarını göz önünde bulundurarak online olarak sürdürme kararı aldık. Böylelikle hem hastalık riskini ortadan kaldırmış hem de eğitimlerimizi aralıksız sürdürme misyonumuzu devam ettirmiş olacağız. Eğitim saatlerimizi belirlemek adına da mevcut ve potansiyel katılımcılarımızı ilgili anketimize katılmaya davet ettik. Anket sonuçları doğrultusunda yeni ders programımızı şekillendirerek eğitim dönemini başlatacağız. Yeni eğitim dönemimizin sektörümüz adına hayırlı olmasını ve online eğitimde eski verimliliğimizi yakalayabilmeyi diliyorum.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.