Yeni Kıdem Tazminatı Sistemi

23 Haziran 2017

Kıdem tazminatı hiç şüphesiz çalışma hayatında işçi ve işverenler tarafından en çok konuşulan konuların başında gelmektedir. Uzun zamandan beri görüşülen ve yasalaştırılmaya çalışılan bu konu en sonunda meclisin gündemine gelmiş ve adım adım uygulamaya geçmeye hazırlanmaktadır. Henüz bir yasa tasarısı oluşturulmuş olmasa da kıdem tazminatında geçilmesi planlanan fon hesabı şu sıralar işçiler kadar işverenler tarafında da merakla beklenmektedir.

Getirilmesi planlanan değişikliklere geçmeden önce kısaca kıdem tazminatının mevcut yasal düzenlemede hangi haller durumunda işçiye ödendiğinden bahsetmek, fon sisteminin yapacağı değişiklikleri daha iyi değerlendirmeyi sağlayacaktır. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca bir işçi işten çıkarılması, askere gitmesi veya evlenmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Kendi isteği ile işten ayrılanların ise kıdem tazminatı almaları mümkün değildir. Yasal düzenlemeler bu yönde olmakla birlikte iş hayatındaki duruma baktığımızda sistemin çok da bu şekilde işlemediğini görmek mümkündür. Şöyle ki; yapılan araştırmalara göz atıldığında geçtiğimiz sene 18 milyon işçinin işten çıkış bildirgesinin olduğu çıkanların ise sadece 2,5 milyonun çalıştıkları kurumlardan hak ettikleri kıdem tazminatlarını alabildiği görülmüştür. Bahsi geçen bu sayıları mahkemelerdeki durum da teyit eder niteliktedir. Zira İş Mahkemelerine bakıldığında açılan davaların yüzde 70’i kıdem tazminatı alacağıyla ilgilidir. Bu durumda mevcut düzenlemeler ışığında sistemin çok da sağlıklı bir şekilde işlemediği açıktır.

Peki ya getirilmesi planlanan yeni fon düzenlemesiyle mevcut sistemin yarattığı handikapların önüne geçilebilecek midir? Öncelikle düzenlemenin neler getireceğine geçmeden önce kıdem tazminatına ilişkin değişikliklerin kimleri etkileyeceğine değinmek gerekir. Buna göre; 4857 sayılı İş Kanuna tabi çalışanlar, 5953 sayılı “Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’a tabi çalışanlar ve 854 sayılı “Deniz İş Kanunu” na tabi çalışanlar söz konusu düzenlemeden etkileneceklerdir.

Yakın zamanda getirilmesi planlanan düzenlemeye göre; çalışanlar adına bireysel hesap açılan bir fon kurulacaktır. Bu noktada oluşacak en temel değişiklik; işçiye ödenecek kıdem tazminatı işveren tarafından değil de oluşturulacak bu kıdem tazminatı fonu kanalıyla ödenecektir. Yani kurulması planlanan bu sisteminde işveren işçiye ödemesi gereken miktarın ödemesini fona yapacak daha sonra da fondan işçiye ödeme yapılacaktır. O halde ilk basamakta yapılan bu değişiklik işçi ve işvereni nasıl etkileyecektir? Şöyle ki; durumu öncelikle işçi açısında incelemek gerekirse kıdem tazminatında şeffaflığın sağlanacağı açıktır. Zira ödemeler oluşturulacak fona yapılacağından işçi fona yapılan ödemelerin takibini yapabilecek ve tazminat hakkına devlet güvencesi sağlanmış olacaktır. İşveren artık çeşitli sebeplerden işçinin kıdemini ödemekten kaçınamayacak, bu sayede de yukarıda sayısal verilerle de ortaya konulan işçi-işveren uyuşmazlıkları belki bir nebze daha azalma gösterebilecektir. İşveren açısından ise; ilk bakışta yeni düzenleme, şartları biraz işveren aleyhine ağırlaştırıyor gibi görünse de bir noktada hesaplanabilirlik konusunda önemli bir adım olacaktır. Zira kıdem tazminatı alacaklarında işveren açısından en büyük sorun işçinin karşısına çok büyük meblağlar ile gelmesi ve işverenin bunu öngörmemiş olması sebebiyle sıklıkla ödeme yapamamasıdır. Planlanan yeni kıdem yasasında ise işverenler çalıştırdıkları her bir işçi için fona belirlenen oranda prim ödeyecekler ve böylece kıdem tazminatı yükleri hesaplanabilir olacaktır. Zira fona her ay belirli bir rakam aktarılacak ve işçinin işten ayrılması halinde işverenin karşısına yüklü bir miktar kıdem tazminatı çıkması engellenmiş olacaktır.

Fon sistemi ile vaat edilen diğer değişikliklere gelinecek olursa; mevcut düzenlemede sadece koşulların oluşması halinde fesih anında ödenen kıdem tazminatı, öngörülen sistem ile sigorta primine benzer bir niteliğe sokulmuştur. Şöyle ki; işçinin hak ettiği prim miktarı aylık olarak hesabına yatırılacak olup taslağın kabul edilmesi halinde fona devletin de katkı sağlaması düzenlemede yer almaktadır. Kıdem tazminatında fon sisteminin işçi için sağlayacağı bir diğer avantaj ise işçinin kıdemini alabilmek için belirli süreyi doldurma zorunluluğunu ortadan kaldırmasıdır. Zira iş hayatında işçiler sıklıkla “kıdemini yakmamak” için memnun olmadığı bir işte çalışmak durumunda kalmaktayken yeni düzenleme ile bu durum bertaraf edilecektir. Artık işveren çalıştırdığı her bir gün için işçinin primini fona yatıracağından işçinin işten ayrılması durumunda prim hakkını kaybetmesi gibi bir durum söz konusu olamayacaktır. Yani mevcut sistemde sadece işten ayrılanlar kıdemini alabiliyorken öngörülen yeni sistemde tüm çalışanlar için fona ödeme yapılacağından çalışanın istifa etmesi durumunda haklarını kaybetme gibi bir endişesi olmayacaktır.

Peki, bu öngörülen bu yeni kıdem yasası nasıl uygulanacak ya da mevcut çalışanların durumu ne olacak? Bakanlık bu konuda şöyle bir açıklama yapıyor; kıdem tazminatı fonu yürürlüğe girdiği tarihte, bir işyerinde çalışmakta olan işçinin yürürlük tarihine kadar olan kıdemlerinden işveren mevcut düzenleme uyarınca sorumlu olacaktır. Fon yürürlüğe girdikten sonra ise ilk defa veya yeniden işe alınan işçiler ile işyerinde çalışmakta olanların yürürlük tarihinden sonraki hizmet sürelerine ilişkin fon sistemi işlemeye başlayacaktır.

Sonuç olarak; konuyla ilgili yasa tasarısı daha kesinleşmeden işçi ve işveren cephesinde kıdem tazminatı ile ilgili yeni düzenleme oldukça merak konusu olmuştur. Sistem şu an vaat edildiği kısmı itibari ile işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklara bir nebze de olsa çözüm getirecek gibi görünmekle birlikte, işveren açısından bu fon ödemelerinin zorlayıcı olacağı, işçilerin ise bu yeni düzenleme ile hak kaybına uğrayıp uğramayacağı konusunda endişeleri olması kaçınılmazdır. Mevcut düzenlemenin yasalaşması halinde işçi ve işveren taraf için de konuyla ilgili akıllardaki soru işaretlerinin kalkacağı kuşkusuzdur.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
TİMDER Kurucu Üyesidir.