Ekonominin Nabzı

Salgın Sonrası Dünya ve Türkiye

11 Kasım 2020

Covid-19 salgınıyla birlikte her alanda pek çok şey değişti. Bu değişikliklerden en fazla nasibini alan da ekonomik görünüm oldu. 2020 yılı başlarken küresel krizin toparlanma yoluna gireceğine ilişkin umutlar oldukça güçlüydü. Şubat ayında Çin’in Wuhan kentinden gelen Covid-19 haberleriyle bu umutlar sarsılmaya, virüsün mart ayından başlayarak hızla dünyaya yayılmasıyla birlikte de tamamen yok olmaya yöneldi. Böyle bir ortamda en zor işlerden birisi tahmin yapmak kuşkusuz. IMF’nin 189 üye ülkeyi kapsayan son tahminleri yeni yayınlayan Dünyanın Ekonomik Görünümü (World Economic Outlook) raporunda yer alıyor (burada kullandığım tabloların tamamını bu rapordan derleyerek aldım.).

Aşağıdaki tablo küresel ekonominin genel görünümünü sergiliyor:


Satın alma gücü paritesine göre değerlendirildiğinde Çin, ABD’den daha yüksek bir GSYH’ye sahip olduğu için dünya GSYH’sindeki payı daha yüksek görünüyor. Çin aynı zamanda dünyanın en kalabalık ülkesi. Bununla birlikte Hindistan hızla Çin’e yaklaşıyor. Euro Bölgesi ise küresel ihracatta en yüksek paya sahip bulunuyor. Tablo bize dünyada gelir paylaşımının ciddi biçimde bozuk olduğunu anlatıyor: Dünya nüfusunun %14,1’ini barındıran 39 gelişmiş ülke dünya gelirinin %43,1’ini; nüfusun %85,9’unu barındıran 156 gelişmekte olan ülke dünya gelirinin %56,9’unu elde ediyor. Türkiye bu değerlendirmede dünya nüfusundaki %1,1’lik payıyla dünya gelirinden %1,7, dünya toplam ihracatından %1 pay alıyor.

Covid-19 salgınıyla karşılaştığımız 2020 yılında küresel sistemde birçok şey gibi beklentiler de alt üst oldu. Dünyanın dört büyük ekonomisinin büyüme performansında ciddi kırılmalar bekleniyor. Aşağıdaki tablo, 4 büyük ekonomiyi üç önemli makro gösterge açısından ele alıyor:

Görüleceği gibi Çin dışında bütün büyük ekonomiler için 2020 yılında küçülme bekleniyor. Çin açısından %1,9’luk bir büyüme de aslında küçülmeye yakın bir oran. IMF, 2021 yılında birden 4 büyük ekonominin V tipi bir çıkışla büyümeye geri döneceklerini tahmin ediyor. 2021 yılında böyle V tipi bir geri dönüşün sergilenmesi bugünkü görünümle pek kolay değil gibi. IMF, biraz da moral vermek için tahminleri iyimser tutmuş görünüyor.

Türkiye Tahminleri
IMF’nin 2020 ve 2021 tahminlerini Orta vadeli Program (YEP) tahminleriyle karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda sunuyorum (kur tahminlerini tablodaki verilerden hareketle ben hesapladım.)

IMF, 2020 için %5 küçülmeye karşılık 2021’de %5 büyüme öngörüyor. Bu tam anlamıyla V tipi bir çıkış demektir. Bu çarpıcı çıkışa karşılık kişi başına gelir dolar cinsinden düşüyor. YEP tahminleri çok daha iyimser. IMF tahminlerine göre kişi başına gelir 8 bin doların altına düşer ve 2021’de biraz daha gerilerken YEP, kişi başına gelirin 8 bin doların üzerinde kalacağı ve 2021’de de artacağını tahmin ediyor.

Eğer IMF’nin 2020 yılı tahminleri gerçekleşirse Türkiye 2013 yılında ulaştığı 950 milyar dolarlık GSYH ve 12.480 Dolarlık kişi başına gelirden 650 milyar Dolarlık GSYH ve 7.715 dolarlık kişi başına gelir düzeyine gerilemiş olacak ki bu 7 yılda üçte bir oranında gelir kaybı anlamına gelecek. 

Türkiye ile ilgili gerçekleşmeleri bir noktaya kadar diğer ülkelerde olacağı gibi salgının seyri belirleyecek. Buna ek olarak Türkiye için risklerin ne yönde gelişeceği de büyük ölçüde etkili olacak.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR
İlk Siz Haberdar Olun!
Kayıt Ol Sektörde yaşanan gelişmelerden öncelikli haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazmanız yeterli.
TİMDER Kurucu Üyesidir.