Almila Dalkılıç
İMSAD Üyelerine yönelik hazırlanmış bu raporun her hakkı saklıdır izinsiz kullanılamaz
Dürüstçe söylemek gerekirse, bir ay önce, yani geçtiğimiz aralık ayında, Türkiye’nin aylık ihracat hacminin yeniden 9,5 milyar doları asması, ekim ayındaki yüksek çıkması, ekonomistleri aralık ayı kapasite kullanım oranının yüksek çıkabileceği konusunda umutlandırmıştı. Ekim ayında, ihracat hacmi 10 milyar dolara yaklaştığında, imalat sanayi kapasite kullanım oranı yüzde 71,8’e, özel sektör kapasite kullanım oranı ise yüzde 71,9’a ulaşmıştı. Bu oranlar, küresel krizin Türk ekonomisini derinden etkilemeye başladığı, 2008 yılının aralık ayından bu yana ki en yüksek kapasite verileriydi. Kasım ayında aylık ihracat hacminin gerilemesi, doğal olarak kapasite kullanım oranının da gerileyeceği yönündeki beklentiyi güçlendirdi ve bu beklentiyi doğrulayacak şekilde, özel sektör kapasite kullanım oranı yüzde 70,4’e, genel kapasite kullanım oranı da yüzde 70,7’ye gerilemişti.
Tekrarlamak gerekirse, aralık ayında ihracat hacmi yeniden 9,5 milyar doları asınca, geçen hafta paylaştığımız değerlendirmede, kapasite kullanım oranının yeniden yükseleceğini umut etmiştik ve bunun sonucunda, sanayi üretiminin aralık ayında 114-115 puana ulaşması halinde, 2009’un son çeyreğinde büyümenin yüzde 2,5 ile 4 arası çıkabileceğini belirtmiştik. Ancak, 12 Ocak Salı günü açıklanan TÜİK ‘imalat sanayinde eğilimler’ anketi, ekonomistleri şaşırttı. Çünkü, ihracattaki olumlu artışa rağmen, kapasite kullanım oranı kasım ayına göre bile gerilemişti. Özel sektör imalat sanayi kapasite kullanım oranı yüzde 69,5’e gerilerken, genel kapasite kullanım oranı, yüzde 69,7 ile Ağustos ayı seviyesine geriledi. Bu nedenle, 2009’un son çeyreğine yönelik büyüme beklentilerimiz de kırıldı.
YILLAR 2009 Yılı 2008 Yılı 2007 Yılı 2006 Yılı
SEKTÖR Kamu Özel Kamu Özel Kamu Özel Kamu Özel
OCAK 68,8 63,0 88,7 79,1 82,2 77,7 82,8 74,2
ŞUBAT 86,2 63,6 84,1 78,7 88,9 78,7 83,0 76,3
MART 81,1 64,6 86,3 80,6 84,8 81,5 84,0 80,2
NİSAN 64,8 66,8 91,2 80,4 84,0 81,3 91,0 80,9
MAYIS 55,2 70,5 93,7 80,8 87,9 82,6 90,3 81,3
HAZİRAN 80,7 72,6 95,2 80,6 92,2 82,2 90,0 82,0
TEMMUZ 87,8 72,1 93,3 78,1 89,9 80,6 93,6 79,9
AĞUSTOS 88,9 69,5 93,5 73,8 87,1 79,2 94,1 77,0
EYLÜL 85,6 69,9 94,2 77,9 91,2 82,0 91,2 81,2
EKİM 67,6 71,9 83,5 75,8 91,0 81,8 91,8 80,7
KASIM 88,8 70,4 75,3 72,5 90,8 81,3 89,4 81,7
ARALIK 86,8 69,5 61,6 65,2 90,5 79,7 91,0 80,0
İs dünyasının iç taleple ilgili umutsuzluğu kapasiteyi olumsuz yönde etkiledi
Bu durumda, eğer kapasite kullanım oranı ağustos düzeyinde kaldıysa, aralık ayı sanayi üretimi için 99 ile 103 puan arasında bir tahminde bulunmamız gerekiyor. 2008 yılının aralık ayı sanayi üretiminin 90 puana gerilediği dikkate alındığında, bir önceki yıla göre sanayi üretimindeki artış yüzde 10 ile 12 arasında gerçekleşecek. O halde, 2009 yılının son çeyreğinde sanayi üretimi en iyimser tahminle yüzde 4,4 ile 4,9 arasında artacak gözüküyor. Bu nedenle, 2009 yılının son çeyreği için öngördüğümüz yüzde 2,5 ile 4 arasındaki büyüme tahminimizi, yüzde 0,5 ile 2 aralığı olarak revize etmemiz gerekiyor. Bu durumda, 2009 yılının tümü için yüzde -5,8 ile - 6,3 aralığında bir büyüme tahminini vurgulamam gerekiyor.
İşyerlerinin mevcut ve beklenen durumu, Aralık 2009
Konusu Geçen aya göre Geçen aya göre Geçen aya göre Gelecek ay için beklenen
artış belirten işyerleri (%) azalış belirten işyerleri (%) değişim oranı (%) değişim oranı (%)
Üretim Miktarı 36,3 33,2 1,2 0,1
Yurtiçi Satışlar 40,3 30,4 10,5 -5,9
Satış Fiyatları 11,3 20,6 -0,2 0,3
Hammadde Fiyatları 20,2 5,7 0,5 0,5
Peki, 9,5 milyar doları asan ihracat hacmine rağmen, ne oldu da imalat sanayinde kapasite kullanımı geriledi? Cevabı, yine imalat sanayinde eğilimler anketinde gizli. Esasen, özel sektörün 2010 yılının ilk ayları için iç talepte bir canlanma umudu gözükmediğinden, iç talepteki zayıf seyrin bir sonucu olarak, ihracat amaçlı üretim dışında, iç piyasa amaçlı üretimin azaltıldığı anlaşılıyor. Nitekim, ankete katılan imalat sanayi firmaları, içinde bulunduğumuz Ocak ayı için, yurtiçi satışlarında yüzde 5,9’luk daralma bekliyorlar. Buna rağmen, firmalar ürünlerinin fiyatına yüzde 0,3 oranında zam yapmayı düşünmekteler. Bu da, Merkez Bankası’nın 2010 yılının ilk birkaç ayında enflasyonda kısmen yukarı doğru seyrin görülebileceği yönündeki görüsü ile örtüşüyor.
En büyük şikâyet iç talep yetersizliği
Firmaların hangi nedenle tam kapasite ile çalışmadıkları sorusuna, ankete katılan imalat sanayi firmalarının yarısından fazlası, yani yüzde 53,9’u ‘iç pazarda talep yetersizliği’ şikâyetiyle cevap veriyor. 2008’in ekim ayından itibaren hızla etkisini hissettiren küresel kriz nedeniyle, ihracat hacmimizin bir ara 12 milyar dolar düzeyinden 6 milyar dolar düzeyine geriledikleri dikkate alındığında, aylık ihracat hacmi yeniden 9,5 milyar dolar düzeyine geri dönmüş olsa da, dış pazarda talep yetersizliği şikâyetine işaret eden firma oranı yüzde 31,2. Mali imkânsızlıklar ise yüzde 3,3’lük bir firmanın sıkıntısı olarak öne çıkmış. Yerli ve ithal hammadde bulamama ve isçilerle ilgili meseleleri şikâyet eden firma oranı ise hayli düşük.
Bankalara ‘yeni yıl’ soku
İs dünyası, 2010 yılında iç talebi nasıl canlandırabileceğini düşüne dursun, yeni yıla birçok kalem mal ve hizmette gözlenen vergi artışları ile girdik. Karayolu geçiş ücretlerinin arttırılması da cabası. Ekonominin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Babacan’ın, bankalardan her şubesi için 24 ile 48 bin lira arasında yıllık harç alınacağını açıklaması, bankalara ilginç bir yeni yıl sürprizi oldu. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bütçe dengelerini korumak için, yeni bir uygulama olarak her yıl tüm banka şubelerinden, yerleşim yerlerine göre tutarı değişmek üzere, harç alınacağını açıkladı. Mevcut uygulamada, yani yeni düzenleme öncesinde, bankalar sadece şube açarken bir defaya mahsus olmak üzere 27 bin lira harç ödemekteydi. Bankalar, bu doğrultuda, küçük yerleşim birimlerindeki şubeler için 24 bin lira, nüfusu 5 bin-25 bin olan ilçelerdeki şubeler için 36 bin lira, nüfusu 25 binden fazla olan yerleşimlerdeki şubeler için ise 48 bin lira yıllık harç ödeyecek. Başbakan Yardımcısı Babacan, bu yeni düzenlemenin 2010 yılı bütçe dengelerini koruma adına atılmış bir adım olacağını vurguladı. Babacan, buradan "makul bir gelir" sağlayacaklarını, tutarın bankacılık sektörü için de ciddi bir yük olmadığını belirtti. Harcın, bankacılık sisteminin genel kârlılığına ve bilançolarına bakıldığında, bünyelerini ve genel is yapma potansiyellerini etkileyecek bir sonuç da getirmeyeceğini vurgulayan Babacan, küçük yerleşim merkezlerinde tutarı düşük tutmalarının sebebini, o kılcal damarlara kadar bankacılık hizmetinin gitmesini sağlamaya devam etmek olarak açıkladı. Babacan, buna konuya iliksin düzenlemenin Maliye Bakanlığı'nın birkaç gün içinde göndereceği paketin içinde yer alacağını söyledi. Başbakan Yardımcısı Babacan, konuyu bankalarla önceden konuşmadıklarını hatırlattı. Görülen o ki, Hükümet, ekonomi yönetimi 2010 yılı bütçe açığının 50 milyar TL’yi geçmemesi yönünde kararlı. Bu tür kaynaklar, tam unutulmuşken, tekrar is dünyasının, ekonomi çevrelerinin gündemine giren IMF anlaşmasıyla bağlantılı mı, önümüzdeki günlerde anlayacağız.
İMSAD Ekonomi Danışmanı
Prof. Dr. Kerem Alkin






Serdar DÖNMEZ