Avrupa Birliğinin Enerji Politikaları

Pek çok alanda olduğu gibi enerji alanında da Türkiye, Avrupa Birliği ile uyumlu hale gelecek çalışmaları gerçekleştirmek üzere çalışmalarını sürdürmektedir. Bu yazıda birliğin enerji politikalarına değinerek okuyuculara Avrupa Birliği’ nin enerji vizyonu hakkında bilgi vermek istedim.

Enerji, Avrupa Birliği’nin stratejik öneme sahip konularından birisidir. AB’nin enerji ihtiyacı sürekli olarak artmaktadır. 1999-2000 yılları arasında birliğin enerji ihtiyacı % 10 artmıştır. 2000 yılı verilerine göre AB, dünya enerji tüketiminde % 15’lik paya sahiptir. Birlik bugünkü haliyle dünyanın en büyük enerji ithalatçısı durumunda olup, ABD’den sonra ikinci en büyük enerji tüketicisidir. Birlik şimdiki durumuyla enerji alanında % 50 dışa bağımlıdır. 2030 yılında dışa bağımlılığın % 68’lere çıkabileceği beklenmektedir. Enerji konusu birliğin en eski ortak politika alanlarından birisidir. Birliğin enerji politikasını temelinde birey bulunmaktadır.

Avrupa Birliği Enerji Politikasının Hedefleri
Avrupa Birliği’nin enerji politikası için aşağıdaki hedefler ortaya konulmuştur:

  • Tüketicilere daha yüksek kalitede kesintisiz ve daha ucuz enerji sağlanması,
  • Rekabet gücü, enerji arzını güvenliği ve çevreni korunması arasında bir denge sağlamak,
  • Toplam enerji tüketiminde kömürün payını korumak, doğalgazın payını arttırmak,
  • Nükleer enerji santralleri için azami güvenlik şartları sağlamak,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının payını arttırmak

Birlik, 1997 yılında imzalanan Amsterdam Anlaşması ile sürdürülebilir büyüme hedefini ortaya koymuştur. Ekonomik, toplumsa ve kültürel anlamda gelişmenin sağlanması ve refahın korunması amacıyla oluşturulan sürdürülebilir büyüme hedefinin önemli unsurlarından birisi de enerji politikasıdır. Birlik sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek için enerji ile ilgili üç temel politika belirlemiştir:

  • Birlik ekonomisini ve toplumsal refahı bozacak enerji sıkıntısı riskini azaltmak için enerji arzının güvenliği politikası,
  • Toplumsal refahı arttırmak, endüstrinin rekabet gücünü yükseltmek için enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla, rekabetçi enerji sistemi politikası,
  • Hem enerji üretiminde hem de son kullanım alanları bakımından çevresel dengeleri gözetmek amacıyla çevrenin korunması politikası

Avrupa Birliği’nde Alternatif Enerji Çalışmaları
Rüzgar, su, güneş, biyokütle gibi alternatif enerji kaynaklarını yaygınlaştırılması Avrupa Komisyonu’nun enerji politikasındaki en önemli amaçlarından biridir. Bu amaca bağlı hedef ve beklentiler şöyle sıralanabilir:

  • Birlik, fosil yakıtlardaki dışa bağımlılığı azaltmak, çevreyi korumak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına daha çok yönelecektir.
  • 2010 yılı itibariyle alternatif enerjini toplam enerji tüketimindeki payını % 6’dan % 12’ye, 2020 de ise % 22’ye çıkarmak hedeflenmektedir.

Avrupa Birliği’nde Enerji Talep Yönetimi ve Enerjini Rasyonel Kullanımı
Birliğin enerjide talep yönetimi ve rasyonel kullanımı başlıca dört alanda yürütülmektedir: yapılarda enerjinin rasyonel kullanımı, sanayide enerjinin rasyonel kullanımı, ulaşımda enerjinin rasyonel kullanımı, yeni kojenerasyon santralleri.

  • Yapılarda enerjinin rasyonel kullanımı ile binalarda enerji etkinliğinin arttırılması amaçlanmıştır. Birçok üye ülkedeki yapılarda, enerjinin etkin kullanımında başarı sağlanamadığı belirtilmektedir. Bu nedenle enerji talebindeki büyümeyi azaltacak yasal bir çerçeve oluşturularak bazı programlar hazırlanmıştır.
  • Sanayide enerjinin rasyonel kullanımı alanında en önemli başlık olarak elektrik motorları ortaya konulmuştur. Enerji etkin motor teknolojilerinin devreye girmesiyle ciddi boyutta enerji tasarrufu ortaya çıkabileceği kaydedilmektedir.
  • Ulaşımda enerjinin rasyonel kullanımı alanında iki önemli politika ortaya konulmuştur. Bunlardan birisi temiz kentsel ulaşım, diğeri ise ulaşım altyapısında ücretlendirme ve vergilendirme politikasıdır.
  • Yeni kojenerasyon santralleri ile % 10 civarında yakıt tasarrufu sağlanacağı öngörülmektedir. Isının ve elektrik enerjisinin bir arada üretildiği böylece verimin de yüksek olduğu kojenerasyon santralleri, enerji arzının güvenceye alınması ve iklim değişikliğine karşı mücadele edilmesine ilişkin birlik politikasına da uygundur.

Ülkemizdeki enerji politikalarının gelişimi de çevre politikalarında olduğu gibi AB’ye uyum sürecine paralel olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin enerji tüketiminin yarıya yakını petrole dayalı kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu durum ülkemiz için önemli bir yük ve risk kaynağıdır. İşletme ve maliyet açısından bakıldığında kömüre dayalı termik santrallerin düşük verimli olduğu söylenebilir. Türkiye’nin AB’nin enerji politikasına uyumlu olarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi ve kalitesini arttırması son derece önemlidir. Türkiye enerji konusunda kilit bir role sahip olup önemli bir hidroelektrik enerji üreticisidir.

Gelecek yazılarda Türkiye’deki enerji mevzuatının Avrupa’daki mevzuat ile uyum çalışmaları konusunda bilgiler vereceğim.

Sağlıklı ve mutlu yıllar diliyorum.

En iyi dilek, sevgi ve saygılarımla.

 
İlgili Haberler
 

 
Piyasalar
  M.Bankası S.Piyasa
$ 1.51  
1.97  
Köşe Yazıları